karşı karşıya duran iki pencerenin arkasında meşhur oldu aşkımın yakan alevi.
rüzgar yürüyüşlü sureti ile uçurtma gibi savruluyordum siyah gözlerinde,
kirpiklerimi kavuran bakışlarıyla.
yüreğimi en derinden tutsak ederek müebbete talip ediyordu.
karşı karşıya duran iki pencerenin arkasında meşhur oldu aşkımın yakan alevi.
rüzgar yürüyüşlü sureti ile uçurtma gibi savruluyordum siyah gözlerinde,
kirpiklerimi kavuran bakışlarıyla.
yüreğimi en derinden tutsak ederek müebbete talip ediyordu.
Dünyayı dolaştı yüreğim,
Gözlerine denk gelmedi.
Titreyen ruhum seni ararken,
Nice alevlere düştü.
Ağıt döktü sonbaharın yaprakları,
Gözlerimin gamzelerinin gülüşleri soldu.
Kederden uyuyamayan ruhum,
Ümitsiz aşkına pervane..
SAFRAN
Aşk-ı mehcur olan güzellik,
Eksilmiş midir varlığından
Kaybeder mi zarafetini
Çıkmaz sokaklarda feryad eder mi?
Ruhunun gözyaşları
Sarhoş olur mu?
Serçeli bakışlı siyah gözleri
Ateş-gahta yüreğime kulak veren gece
Çılgına döner sabah zülüflerinde..
Yıllanmış şarapların sarhoşluğuyla,
Ruhunu içen ruhum
Dudaklarımda kalan cömert tadının mübahlığıyla
Dokunur yüreğime.
Kapıda kaldı kahkahamın son damlası.
Sen gidince kalemler yazmaz oldu,
Kafiyelerimin mizahı sustu.
Elvedanın şarkısında buldum kendimi,
Sığmaz oldu bedenim koltuklara.
Hangi cihana varsam,
İçimdeki cihanda buldum ruhumu.
Baştan aşağı sen kokan yurdum,
İtibarına umut yaşar,
Dualı avuç içleriyle.
Hasretle süslenen gözyaşlarım,
Okyanusların kıyısında korkak,
Dağların yalnızlığında sığınak,
Sahraların susuzluğunda ortak,
Kalemimin ucundaki mürekkebin tınısındaki tutsak..
SAFRAN
karşı karşıya duran iki pencerenin arkasında meşhur oldu aşkımın yakan alevi. rüzgar yürüyüşlü sureti ile uçurtma gibi savruluyordum siyah ...